KÜÇÜK HİKÂYELER - 3
ATAŞEHİR-KADIKÖY DOLMUŞU
Bu sefer en arkaya ve en dış bölüme oturdum. İnerken kimseyi rahatsız etmek istemedim. Benden önce gelen bir genç kadın en dibe oturmuştu. Birazdan ortaya oturacak yolcu da geldi, rahatça geçebilmesi için kendimi daraltabildiğim kadar daralttım. Dolmuş tam kapasiteye ulaştı.
Orta bölüme oturan, yabancı oldukları anlaşılan kadınlardan biri, "İki tane Ataşehir," dedi.
Şoför, "Kadıköy mü yani?" diye sordu.
Kadın ısrarla, "Ataşehir," dedi.
Yanlarında oturan ve yerli olduğu anlaşılan kadın, "Ama burası Ataşehir," dedi ve güldü.
Yabancı kadın gerildi, 'siz işinize bakın, ne söylediğimin farkındayım ben' tonunda, "Işıkları geçince ineceğiz," dedi.
Bir diğer deyişle, Ataşehir'de ineceklerdi gerçekten.
Ataşehir nerede başlar, nerede biter? En son Ümraniye'ye kadar dayandı zaten.
Bir zamanlar çalıştığım şirketin şakacı güvenliği, "Gülçin Hanım, dün sizin orada bir kahvede kavga çıkmış, yaralılar varmış," diye dalga geçerdi.
Şoför motoru çalıştırdı. Ortadaki kız kulaklıklarını taktı ve telefonuna yüklediği şarkıları çalmaya başladı. O sadece kendisi dinliyor zannediyordu ama biz arka üçlü hep beraber dinliyorduk ve keyfimiz yerindeydi. İlk şarkı, Red&den "Boşver"di. İkinci şarkı, Teoman'dan "Renkli Rüyalar Oteli". 'Kız, güzel şarkılar dinliyor,' dedim kendi kendime. Sabah sabah biraz depresif ama rahatsız etmiyordu.
Dün Marmaray'da bir delikanlının aynı şekilde dinlediği şarkılardan nasıl rahatsız olduğumu anımsadım.
İki taş arasında çifte standardımı eleştirdim. Dinlediklerinin türünü beğenmediğim için 'Mecbur muyum,' demiştim.
Bu iki ruh halimi kıyaslarken işi daha da ilerlettim, 'Üçüncü şarkı benim olsun bari,' dedim içimden. Teoman'dan bir şarkı daha geldi: "İki Yabancı".
Bu arada şoför, "Metrobüs'te inen var mı?" diye sordu, cevap alamayınca Ünalan'da durmadı.
Kız, telaşla, "İnecek var!" diye bağırdı.
Şoför, inen kızın arkasından "cık cık cık" yaptı.
Ben de, "Kulaklıkları vardı," diye açıklama yapma gereği duydum.
Kızı yakın hissetmiştim kendime.