Artaud, Paris'te oyunculuk eğitimi gördükten sonra ilk kez Aurélien-Marie Lugné-Poe'nun Théâtre de lOeuvre adlı dadacı-gerçeküstücü tiyatrosunda sahneye çıktı. Gerçeküstücülerin önderi şair André Breton, Komünist Partisi'ne bağlandıklarını açıklayınca, hareketin asıl gücünün siyaset dışında olduğuna inanan Artaud gerçeküstücülerle bağlarını kopardı.
Kendisi gibi gerçeküstücülerden kopmuş bir oyun yazan olan Roger Vitrac'la birlikte Alfred Jarry Tiyatrosu'nu kurdu. Kısa süre ayakta kalabilen bu tiyatrodan sonra Abel Gance'ın Napoléon adlı filminde (1927) Marat rolünü oynadı. Carl Dreyer'in klasik filmi Jeanne d'Arc'ın Çilesi'nde (1928) ise bir keşiş rolünde göründü.
Artaud, Vahşet Tiyatrosu Bildirgesi (1932) ile Tiyatro ve Sureti (1938) adlı yapıtlarında, oyuncu ve izleyicinin bir büyü ayinindeki gibi, aynı duyguları paylaşması gerektiğini belirtir. Bir tiyatro gösterisinde jestler, sesler, olağandışı dekor ve ışığın bir araya gelmesiyle, sözcükleri aşan bir dil oluşmaktadır. Amaç, düşünce ve mantığı altüst eden bu dilden yararlanarak izleyiciyi sarsmak, ona yaşadığı dünyanın alçaklığını göstermektir.
Ne var ki Artaud'nun yapıtları, birer fiyasko olmanın ötesine geçemedi. Çünkü 1935'te Paris'te oynanan Les Cenci, dönemi için fazlaca cesur bir girişimdi. Bununla birlikte görüşleri, Jean Genet, Eugène Ionesco ve Samuel Beckett gibi yazarların uyumsuzluk tiyatrosu ile çağdaş tiyatroda dilin ve usçuluğun egemenliğini reddeden bütün akımları önemli ölçüde etkiledi.
Öteki yapıtları arasında Meksikayı ziyaretinden sonra yazdığı Mexico (1936), Van Gogh, le suicidé de la société (1947), Héliogabale, ou lanarchiste couronné (1934; Elagabalus ya da Taçlı Anarşist) sayılabilir.
4 Mart 1948'de, Fransa'nın Ivry-sur-Seine kentinde hayatını kaybetti.